2016 Yılında Yaşanan Önemli Bilimsel Ve Teknolojik Gelişmeler


2016 yılında önemli bir çok bilimsel ve teknolojik gelişmeler yaşandı. İşte onlardan bazıları:

KÜTLEÇEKİMSEL DALGALAR

Elektromanyetik kuramın ivmelenen elektrik yüklerinin elektromanyetik dalgalar yayacağını söylemesine benzer biçimde genel görelilik kuramı da ivmelenen kütlelerin kütleçekimsel dalgalar yayacağını söyler. Bu dalgalar ışık hızıyla yol alır ve uzayzamanın dokusunda değişikliklere sebep olur.

Geçmişte kütleçekimsel dalgaların varlığına dair dolaylı veriler elde edilmişse de doğrudan gözlemlenmeleri mümkün olmamıştı. LIGO dedektörlerinde çalışan araştırmacıların genel görelilik kuramı 100 yaşını doldurduktan kısa bir süre sonra kütleçekimsel dalgaları doğrudan gözlemlemesi 2016’nın en önemli bilimsel gelişmelerinden biri oldu.

SÜPER LENSLER

Malzeme bilimciler yeni bir tür lens geliştirdi. Geleneksel cam lenslerin yapabildiği her şeyi yapabilen süper lensler hem çok hafif hem de bir kağıttan bile daha ince. Lensleri üretmek için bilgisayar çiplerinin de üretiminde kullanılan bir oyma tekniğinden yararlanılıyor ve transparan bir malzemenin içine çok sayıda ince sütun yerleştiriliyor. Gelecekte süper lensler akıllı telefon kameraları da dahil olmak üzere pek çok teknolojide kullanılabilir.

TASARLANMIŞ PROTEİNLER

Proteinler doğada bulunan 20 aminoasidin farklı kombinasyonlarda bir araya gelmesiyle oluşur. Kimyacılar 2016 yılında doğada hiçbir örneği olmayan proteinler tasarlamaya ve sentezlemeye başladı. Gelecekte, tasarlanmış proteinlerden çok çeşitli amaçlarla yararlanılması planlanıyor. Örneğin bu proteinleri kullanarak yeni aşılar geliştirilebilir ya da ilaçları vücuda dağıtmak için moleküler kafesler yapılabilir.

 


GENÇLEŞTİREN TEDAVİ

bilimsel çalışmalar, vücutlarındaki yıpranmış hücreler bertaraf edildiği zaman farelerin yaşlılıkta görülen hastalıklara daha az yakalandığını ve ömürlerinin %20 oranında uzadığını gösteriyor. Yakın zamanda insanlarda eklem iltihabına sebep olan yıpranmış hücreleri hedef alan çalışmaların yapılması planlanıyor.

KÖK HÜCREDEN YUMURTA

Araştırmacılar farelerden aldıkları kök hücrelerden gelişme yeteneği olan yumurta hücreleri elde etmeyi başardı. Vücutlarına döllenmiş yumurtalar yerleştirilen dişi fareler sağlıklı yavrular dünyaya getirdi. Eğer bu yöntem gelecekte insanlara da uygulanabilirse kısırlık tedavisinde çok önemli bir gelişme olacaktır.


SÜPERATOMLARDAN SÜPERMOLEKÜLLER

Periyodik tabloda çok sayıda element vardır. Ancak bu elementlerin atomlarının kullanarak istediğiniz özelliklere sahip moleküller tasarlamak kolay değildir. Süperatomları bir araya getirerek arzu edilen özelliklere sahip süpermoleküller elde etmekse çok daha kolay.

Süperatomlar çok sayıda atomun bir araya gelmesiyle oluşsa da atomlar gibi davranan yapılardır. İlk süperatomlar 1984 yılında sentezlenmişti. Ancak yakın zamanlara kadar süperatomları bir araya getirerek daha büyük yapılar oluşturmak için gösterilen çabalar pek başarılı olmamıştı. Geçtiğimiz yıl araştırmacılar süperatomlardan süpermoleküller sentezlemek için yeni bir yöntem geliştirdi. Süpermoleküller sıradan moleküller gibi davranıyor. Ancak yeni yöntemle arzu edilen özelliklere sahip süpermoleküller sentezlemek çok daha kolay.


BİRBİRİNDEN BİR ŞEYLER ÖĞRENEN ROBOTLAR

Her ne kadar günümüzde pek çok işte robotlardan yararlanılsa da en gelişmiş robotlar bile hala insanlara çok kolay gelen görevlerin üstesinden gelebilecek düzeyde değil. Bu durumun en önemli sebebi robotların nesneleri tanıma ve kavrama konusunda insanların çok gerisinde olması. Insanlar çocuklukları boyunca yoğun bir bilgi edinme döneminden geçer. Robotlara bilgi yüklemenin yolu ise karmaşık bilgisayar programları yazmaktan geçiyor. Eğer robotlar da insanlar gibi öğrendiklerini birbirleriyle paylaşabilselerdi her şey çok daha kolay olurdu. Yapay zekâ üzerine çalışmalar yapan bir grup araştırmacı geçtiğimiz yıl bu konuda çok önemli adımlar attı. Geliştirilen robotlar önce laboratuvar ortamında çeşitli nesneleri tanımayı ve kavramayı öğreniyor, daha sonra edindikleri bilgileri diğer robotlarla paylaşıyorlar. Bu ve benzeri projelerin araştırma robotlarının standart bir programlama sistemi kullanması sayesinde mümkün olduğu belirtiliyor.


ÇOK KULLANIMLIK ROKETLER

Geçtiğimiz yıl önce kasım ayında Blue Origin şirketi, daha sonra aralık ayında SpaceX şirketi gökyüzüne gönderdikleri roketleri yeryüzüne indirmeyi başardı. Bu roketlere yeniden yakıt doldurulabiliyor ve tekrar tekrar kullanılabiliyorlar.
Blue Origin gelecekte uzaya turistik geziler yapmayı planlıyor. SpaceX bir süredir uzaya uydu gönderiyor ve uzay istasyonu destek görevlerinde yer alıyor. Geçmişteki tek kullanımlık roketlerle yapılan her bir uçuş milyonlarca dolara mal oluyordu. Çok kullanımlık roketler sayesinde gelecekte uzay uçuşlarının maliyeti hayli düşecek.


GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ BAĞIŞIKLIK HÜCRELERİ

Bağışıklık sistemi vücudun savunma sistemidir. Daha önce hiç görmediği virüslerle savaşır, her zaman olmasa da kanserin gelişmesini önler ve tüm bunları yaparken vücudun kendi hücrelerine zarar vermemeye çalışır.

Bağışıklık sistemini oluşturan hücrelerin bir kısmı T hücreleri olarak adlandırılır. Araştırmacılar 2011 yılında T hücrelerini kontrol etmenin bir yolunu bulduklarını açıklamıştı. Kandan alınan T hücrelerine yeni DNA kısımları eklenerek kan kanseri ile savaşmaları sağlanabilirdi. Öne sürülen yöntem geçtiğimiz yıl 300’den fazla hasta üzerinde test edildi ve hastaların büyük bir kısmının tamamen iyileştiği görüldü. Pek çok ilaç ve biyoteknoloji firması yeni yöntemi piyasaya sürmek için çalışmalara başladı bile.


OTONOM ARAÇLAR

Elektrikli araç üreticisi Tesla 2016 yılında sürücüsüz araçları hayalden gerçeğe dönüştürdü, üstelik sadece bir yazılım güncellemesiyle. Şirket 2014 yılında üzerinde onlarca sensör olan araçları piyasaya sürmüştü. Bir teknoloji paketi, sensörlerin elde ettiği verileri kullanarak kazaları önlemeye yardımcı oluyordu. 2016 yılındaki “Autopilot” yazılım güncellemesi ise aracın sürücü yardımı olmadan kendi kendine hızı ayarlamasına, direksiyon çevirmesine, şerit değiştirmesine ve park etmesine imkân veriyor. Araçlar otopilot moduna geçmek için bulundukları ortamın detaylı bir haritasına ve düzgün şerit çizgilerine ihtiyaç duyuyor. Ayrıca şunu da belirtelim ki Tesla müşterilerini otopilot modunun sadece bir “yardımcı teknoloji” olduğu konusunda uyarıyor. Araç otonom bir biçimde yol alırken de sürücü koltuğunda bir şoför olması ve gerekirse müdahale edecek şekilde oturması gerekiyor.


YENİ ANTİBİYOTİKLER

Bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde antibiyotikler kullanılıyor. Antibiyotiklerin olmadığı bir dünyayı hayal etmek çok zor. Ancak aşırı miktarda kullanım, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesine sebep oluyor. Günümüzde on binlerce insan antibiyotiklerin artık tedavi edemediği enfeksiyonlar yüzünden ölüyor. Bu durumun gelecekte de devam etmesi halinde 2050 yılına gelindiğinde her yıl yaklaşık 10 milyon insanın antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler yüzünden öleceği tahmin ediliyor.

Geçtiğimiz yıl yeni antibiyotikler üretmek için bir yöntem geliştirildi. Var olan antibiyotiklerin yapısını sekiz ayrı parçaya bölen araştırmacılar daha sonra bu yapı taşlarını farklı kombinasyonlarda bir araya getirerek yeni antibiyotikler üretti. Antibiyotik direnci geliştirilmiş on dört ayrı patojen üzerinde yapılan testlerde başarılı sonuçlar elde edildi.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Siz de görüşlerinizi yorum kısmından bildirebilirsiniz😊

6 YORUMLAR

  1. Tesla’nın geliştirdiği teknolojinin sadece bir ”Yardımcı Teknoloji” olduğuna değindiğin için teşekkür ederim, o kısım pek bilinmiyor maalesef.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here