ABD’de Üniversiteye Nasıl Başvurulur?


Amerika’da çok sayıda zengin ailenin çocuklarını seçkin üniversitelerde okutmak için sahtecilik yaptığı ve bir danışmanlık firmasına milyonlarca dolar para ödediğinin ortaya çıkmasıyla patlak veren skandal, dikkatleri bir kez daha Amerikan üniversitelerine başvuru sürecine çevirdi. Amerika’da üniversite başvurusu yapmak, gerek öğrenciler gerekse aileleri için son derece zor bir süreç.

Peki öğrencilerin üniversitelere kabul edilebilmek için ne yapmaları gerekiyor?

İlk tavsiye, öğrencilerin üniversiteye hazırlık yapmaları için lise son sınıfa kadar beklememeleri yönünde. Öğrencilerin üniversiteye adım atma süreci daha lise birinci sınıfta başlıyor. İngilizce’de kısaca GPA yani grade point average olarak bilinen ağırlıklı not ortalaması, üniversiteye kabulde en çok rol oynayan etkenlerden biri. Ağırlıklı not ortalaması, öğrenciler lise birinci sınıfa adım atar atmaz hesaplanmaya başlıyor.

Lise not ortalaması çok önemli

Üniversitelerin çoğu, öğrencilerin başvuru paketine mezun olacakları liseden aldıkları transkript adı verilen resmi not dökümünü eklemelerini istiyor. Not dökümü, öğrencinin ağırlıklı not ortalamasını içeriyor. Ağırlıklı not ortalaması, eğitim sisteminde harflerle gösterilen notların sayısal değeri ve her dersin kredi değerinin hesaplanmasıyla belirleniyor. 4,0 değerindeki ağırlıklı not ortalaması, bir öğrencinin elde edebileceği en yüksek not ortalaması olarak kabul ediliyor. Ancak kimi öğrenciler ek dersler ya da üniversite seviyesinde dersler alarak ağırlıklı not ortalamalarını 4,0’ın üzerine çıkarabiliyor.

İnternet sitesi prepscholar.com’a göre Yale Üniversitesi’ne başvuran öğrencilerin ortalama ağırlıklı not ortalaması, 4,12. Bu ortalama California Üniversitesi için 3,73, ücretsiz eğitim veren ve akademik kusursuzluğa verdiği önemle bilinen Amerikan Donanma Akademisi için 3,94.

Çocuklarını bağımsız, özel ya da yatılı liselere gönderecek ekonomik güce sahip aileler, üniversite başvuruları sürecinde çocuklarına gereken rehberliği, bağlantıları, sıkı akademik eğitimi ve SAT ve ACT gibi sınavlara hazırlığı garanti edecek sistemin de kapılarını aralamış oluyor. Kimi üniversitelerdeki rehberlik ve danışmanlık uzmanlarıysa çok iyi eğitim veren kamu ya da özel liselerden mezun öğrencilerle ortalama, hatta ortalama altı eğitim veren liselerden mezun olan üstün öğrenciler arasında çok fark olmayabildiği görüşünde.

Sadece yüksek not ortalaması üniversiteye girmek için yeterli değil

Ancak sadece yüksek not ortalaması, bir üniversiteden kabul almayı garanti etmiyor. Üniversitelerin çoğu başvuran öğrencilerin ders notlarının yanısıra spor faaliyetleri, yaratıcılık, liderlik ve inovasyon gibi alanlardaki başarı ve becerilerini de göz önünde bulunduruyor. Üniversiteler, birinci sınıfa öğrenci kabul etmeyi adeta bir orkestra kurmak gibi görüyor. Örneğin bir öğrenci dünyanın en iyi flütçüsü olsa da okul orkestrasının korno çalan bir müzisyene ihtiyacı olabilir.



Üniversiteler her sabah erkenden kalkıp, örneğin yüzme antrenmanına gitme disiplinine sahip olan, zorlamayla değil, spor faaliyetleri, öğrenci birliği ya da kamu hizmeti gibi alanlarda başkalarına örnek olarak liderlik yapan öğrenciler arıyor. Okulların öğrencilerde aradığı bir başka özellikse topluma gönüllü hizmette bulunmak. Burada esas olan öğrencilerin sadece kağıt üzerinde kalmayan, yetkin kişilerce onaylanan gönüllü hizmette bulunması.

Kompozisyon konuları da son derece önemli

Öğrencilerin ayrıca kişilik özelliklerini ortaya koyan kompozisyonlar da yazmaları bekleniyor. Örneğin teknoloji, matematik, fen bilimleri ve mühendislik dallarına yönelen kimi öğrenciler, sayısal ya da kodlama diliyle yazdıkları kompozisyonlarla dikkat çekmeye çalışıyor.

Geçmişte anne babasının boşanmasının kendisini nasıl etkilediğiyle ilgili bir kompozisyon yazan öğrenci, başvuruları değerlendiren yetkililerin dikkatini çekerken, günümüzde hasta ya da yaşlı bir aile ferdine bakan öğrencilerin yazdıkları, daha çok ilgi topluyor.



Yine de üniversiteye girememek mümkün

Bütün bu çabalar, bir öğrencinin istediği üniversiteye ”uygun” olduğunu göstermeyebiliyor.

Harvard Üniversitesi’nden eğitim profesörü Natasha Warikoo, ”Geleceğin liderleri olacak çok sayıda yetenekli, başarılı genç, Harvard, Stanford ya da Yale gibi üniversitelere giremeyecek. Bu okullarda herkese yetecek kadar yer yok,” diyor.

Warikoo’ya göre seçkin üniversitelere kimlerin girdiği, hangi grupların imtiyazlı sayılıp öncelik tanındığına ilişkin tartışmalar, bu okullara girmek için ne gibi özelliklere sahip olmak gerektiğiyle ilgili tabloyu net bir şekilde görmeyi engelliyor.

Başvuru yapacak öğrenciler, üniversitelerin kataloglarını incelemeye, farklı bölümlerde sunulan programları ve profesörlerin becerilerini hakkında bilgi toplamaya teşvik ediliyor.

Uluslararası ilişkiler eğitimi almak isteyen bir öğrencinin yabancı ülkelerde programlara katılması, önemli bir kriter olarak kabul ediliyor. Mühendislik okumak isteyenlerinse yazılım, makina, inşaat, kimya, uzay ya da petrol mühendisliği gibi alanlarda eğitim veren kurumlara yönelmeleri bekleniyor.

Birçok anne baba, çocuklarının girmek istediği üniversitenin başvuru ve öğrenci kabulü işlerinden sorumlu yetkilileriyle yüz yüze görüşme yapmasının yaygın bir strateji olduğu görüşünde. Öğrenciler böylelikle kişilikleriyle, sordukları sorular ve verdikleri yanıtlarla yetkilileri etkileyebiliyor. Bu da geleneksel okul turlarına katılmak dışında bir üniversiteyle gerçekten ilgilendiğinizi gösteriyor. Yetkililerle yüz yüze görüşme yapmayı planlayan öğrencilere verilen bir tavsiyeyse şu: ”Hangi kitapları okumaktan hoşlanıyorsun?” sorusu, yetkililerin müstakbel öğrencilere ek sık yönelttikleri soruların başında geliyor.

Yabancı öğrenciler ABD’de okumak için ne yapmalı?

Üniversitelere yabancı ülkelerden başvuranlarsa ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı 425 farklı noktada bulunan yardım ve rehberlik merkezlerinden ücretsiz bilgi ve danışmanlık hizmeti alabilir. Bu merkezler, Amerika’nın 175 ülkedeki büyükelçilik ve konsoloslukları bünyesinde hizmet veriyor.

EducationUSA adlı merkezler, üniversite başvuru sürecini ve yapılması gerekenleri anlatıyor. Öğrenciler, SAT ve ACT gibi standart sınavlarla ilgili koşullar, okulların maliyeti ve eğitim masraflarının finansmanı, öğrenci vizesi başvuru süreci ve Amerika’ya seyahat gibi konularda bilgilendiriliyor. Üniversite fuarları düzenleyen, burs programları hakkında bilgi sunan bu merkezler, öğrencileri Amerika’da ve yabancı ülkelerdeki kurumlarla bir araya getiriyor.

Harvard Üniversitesi’nin ilk kadın rektörü Drew Gilpin Faust’un 2014’te Aspen Fikirler Festivali’nde yaptığı konuşma, üniversite başvurusu yapacak öğrencilere çok önemli mesajlar içeriyor:

”Sınıflarımızı okul birincileriyle doldurabiliriz. Ama başka özelliklere de bakıyoruz. Karakter, bunlardan biri. Öğretmenlerin, işverenlerin bu öğrencinin kim olduğu konusunda yazdıkları tavsiye mektupları çok önemli çünkü bu mektuplar, bize, okulumuzla nasıl bir etkileşim içinde olacağınızı anlatıyor. Bir yandan da içinde bulundukları topluma katkıda bulunacak ilginç insanlar arıyoruz. Topluma ne verecekleri, toplumdan ne alacaklarının bir karması söz konusu. Anne babalara ilginç çocuklar yetiştirmelerini tavsiye ediyorum. Çocuklarını tutkularının peşinden koşmaya teşvik etsinler. Çocuklarını heyecanlandıran yönde ilerlemelerine yardımcı olsunlar ki biz de heyecanlanalım.”

Faust, özel sermaye firması Carlyle Group’un kurucusu David Rubenstein’ın ”Eğer bir öğrenci sınıf birincisiyse, SAT sınavından tam not almışsa, futbol takımının kaptanlığını yapmışsa, öğrenci birliğinin başkanıysa, Harvard’a girmesi garanti midir?” şeklindeki sorusuna, ”hayır,” yanıtı veriyor.

PAYLAŞ
Amfiweb, Türkiye kampüslerinin sesi ve mecrası olmak için kurulmuş üniversite ve kariyer odaklı web sitesidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here