Algı Yönetimi ve Örnekleri


Her gün farklı yaya geçitlerinden geçiyoruz. Karşıya geçmek için butonlara basıyoruz ve bekliyoruz. Trafik evreleri bittikten sonra sıra yayalara geliyor ve geçiyoruz. Bir gün bekledim, basmadım ve şaşırtıcı bir şekilde trafik evreleri bittikten sonra sanki butona basmışız gibi yayalar için yeşil ışık yandı. Her gün bastığım ışığın hiçbir işe yaramadığını anladım.

Placebo Butonları (Placebo Effect)

Bu butonlar Placebo butonları olarak biliniyor ve her yerde mevcutlar. Bir insanın otomatik bir sistem üzerinde ufakta olsa bir kontrolü varmış algısını yaratan fakat aslında hiçbir fonksiyonu olmayan butonlar.

Şaşırtıcı geliyor dimi? Neden bir işlevi varmış gibi davransınlar ki? Cevabı basit aslında. İnsanlar biraz da olsa kontrole sahip olduklarını hissetmek istiyor.

Örnek Senaryo

Bir yetenek gösterisi için başvuru formu doldurulacak diyelim ki 3 senaryo var.

  1. Site açıldığı anda mouse direkt isim bölümüne kayıyor. Kullanıcı ismini yazdıktan sonra otomatik bir şekilde doğum tarihine ve sonrasında yine otomatik bir şekilde adres bilgisine geçiyor. Biraz daha aşağı indiği zaman daha zor sorulara geliyor. Mesela, neden başvuru yaptığına. Kullanıcı bunu belirtmek istemeyebilir fakat sistem o soruyu geçmesine izin vermeyecektir.
  2. Kullanıcı siteyi açıyor. Mouse direkt isim bölümünü seçiyor fakat kullanıcı doldurduktan sonra kontrol tamamen kullanıcıda. İstediğini, istediği sırada doldurabiliyor fakat başvuru butonuna bastığı anda bir error ile karşılaşıyor ve site ona hiçbir maddeyi boş bırakmaması gerektiğini söylüyor.
  3. Kullanıcı siteyi açıyor. Site kullanıcıya kontrolde olduğu algısını vermek için kontrolü tamamen kullanıcıya ait olduğunu gösteriyor fakat başvuru butonu tıklandığında ‘’Başvurunun tamamlanması için lütfen tüm boşlukları doldurunuz’’ mesajı ile karşılaşıyor.

Tercihimiz Hangisi Olurdu?

Çoğumuzun tercihi 3. seçenek olacaktır. Neden? Çünkü, bize kendi hızımızda hareket özgürlüğümüzü tanıyor. Biz, hem otomasyonun güvencesinde olmak fakat aynı zamanda kontrolün elimizde olmasını istiyoruz.

Kontrol İhtiyacımız

Kontrol ihtiyacımız tarihin en erken evrelerinde bile görülebilir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine baktığımız zaman en temel ihtiyaçlarımızın psikolojik olduğunu görebiliriz. Yemek, uyku, güvende olmak, sağlıklı olmak bunlara örnek olarak gösterilebilir ve bunlara sahip olmak için yüksek derecede kontrole ihtiyacımız var.

Bu nedenden ötürü bu kadar kontrol arayışı içinde olmamız şaşırtıcı olmasa gerek. İlişkilerimizden tutun, odamızda ki duvarların renklerine kadar. Eski rengi her ne kadar mükemmel olmasa da içimize işlediğinden ötürü bize bir güven hissiyatı veriyor.

Bu durum ”Internal Locus of Control” (İç Kontrol Odağı) olarak adlandırılıyor.

  • Internal Locus Of Control : Kararlarımızın verilen bir durumu değiştireceğine inanmamızdır.
  • External Locus of Control : Durumun kontrolünün dış kaynaklarda olduğuna inancımızdır.

‘’Telefonunuzun ekran parlaklığını değiştirebilirsiniz. Bildirimleri kapatabilirsiniz. İnternet’e nasıl bağlanacağını seçebilirsiniz mobil veri veya WIFI olmak üzere. Bu değişiklikler her ne kadar batarya ömrünü çok az bir şekilde etkilese de kontrolün sizde olduğunu düşünerek bir değişim gerçekleştirdiğinizi varsayıp rahatlayacaksınızdır.’’ –

Nadine Kintscher

Nadine’ye göre telefonun batarya ömrünü kontrol edebildiğiniz algısı, gerçekten kontrol edebilmekten daha fazla haz vermektedir.

İnanmanız İçin Örnekler

Instagram ‘’Her zaman Çalışıyor’’ gibi davranır.

 

İnternet bağlantınızda bir sorun yaşadığınız zaman instagram size bir error göstermez. Bir fotoğraf beğendiğiniz zaman bunu size beğenmişsiniz gibi gösterir fakat lokal bir şekilde bunu telefonda kaydeder. İnternet bağlantısı tekrar sağlıklı bir şekilde sağlandığı takdirde bu ‘’like’’ işlemi gerçekleşir.

Yükleniyor İbresi Bir Durum İfade Etmiyor

Mutlaka başınıza gelmiştir. Bir şey indirirken 1 dakika kaldı diyor fakat hesapladığınız zaman rahat 3 dakika beklemiş olarak buluyorsunuz kendinizi. İndirme hızları stabil değildir ve sürekli değişiklik gösterir. Bu nedenden ötürü her bilgisayar bu bekleme süresini kısa göstermek için aslında olacağından daha kısa süreler gösterir. Bu sayede zaman algımız kontrol altına alınarak zaman daha hızlı geçmiş gibi gösterilir.

Algı Aldatmasının Yöntemleri ve Seviyeleri

Şirketlerin algılarımızı yanıltma çalışmalarına yönelik  ‘’ama herkes yapıyor’’ bahanesi kesinlikle kabul edilemez bir gerekçedir. Bilgi çağında yaşıyoruz ve bilgi güçtür. Eğer herhangi birisi bilgi için kolektif arz arıyorsa çokta uzağa gitmesine ihtiyacı yok aslında. Facebook, Google ve Amazon gibi şirketler halkın bilmeyi hak ettiği bilgileri saklıyorlar ve ya aktif bir şekilde paylaşmıyorlar. ‘’Sakladıkları’’ dataların içlerinde kullanıcılar hakkında tahmin edemeyeceğiniz kadar bilgi var ki asıl soru, bu şirketlerin ellerinde bizim lokasyon bilgilerimiz bile var. Bunu nasıl kullanıyorlar, pazarlamacılara satıyorlar mı? Bunları bilmeliyiz ki en azından kendi seçimimiz olduğunu düşündüğümüz kararlarımız gerçekten de bizim olsun.

Peki ya bizler, kullanıcılar, doğruların altından kalkabilir miyiz?

Sonsuz derecede opsiyonlarla karşılaştığımız zaman kararsız kalacağız ve bundan ötürü aslında elimizde olan işe odaklanamayabiliriz. Bu nedenle, kaynaksız bilgi pekte değerli olmuyor. İlk örneğimizde gelecek olursak, bir ışıkta beklerken butona basmış olmak her ne kadar değişime sebep olmasa da psikolojik bir rahatlama gerçekleştiriyor.

Dengede tutması oldukça zorlu bir iş fakat bunu kullanıcıların lehine nasıl çevirebiliriz?

Esnekliğe Teşvik Etmek

Yazının başlarında bir form başvurusunda 3 farklı senaryodan bahsettik. 3. Senaryo kullanıcıların daha çok hoşuna gitmişti. Site kullanıcılara hepsini doldurmak zorunda olduklarını bariz bir şekilde belirtmedi fakat doldurmalarını sağlamakla birlikte yalanda söylemedi.

Önemsiz Kararlar Üzerinde Kontrol

Eğer bir kardeşiniz varsa mutlaka ‘’Önemsemediğin bir şey hakkında karar vermesine izin ver’’ cümlesini duymuşsunuzdur. Kullanıcılar içinde aynısı geçerli. Amerika başta olmak üzere bazı ülkelerde ki bankalar kullanıcılara verilen kredi kartlarının kişiselleştirilmesini teşvik ediyor. Kredi kartının rengi, üzerinde bulunan fotoğraf, yazı şekli gibi unsurlar başta olmak üzere. Bu sayede, kredi kartları ve kuralları üzerinde hiçbir şekilde bir hakları olmadıkları gerçeğini unutturarak benimsetmeyi başarıyor.

Gerçek Hayatı Sanala Taşımak

Bunu öğrendiğim zaman çok şaşırmıştım. Dijital dünyada bazı aksaklıkları örtmek için gerçek dünyadan örnekler kullanılır. Nasıl mı? Skype’tan örnek verelim. Konuşurken bir anda internet bağlantısı kesilebilir veya yavaşlayabilir. Görüntü gitmez belki ama seste sorun yaşanabilir. İnsanlar konuşma anında bir anda sessizlik ile karşılaştıkları zaman şaşırıyorlar ve bu strese kadar yol açabiliyor. Fakat Skype bu durum anında sessizlik yerine statik bir ses veriyor. Telefonlar çekmediği zaman oluşan sese benzeyen bir ses ile kullanıcıların algıları biçimlenmiş oluyor ve her ne kadar o anda sorun yaşanıyor olsa bile bunu doğal karşılıyoruz.

Yorum Yap. Sesini Herkese Duyur!