Büyük Veri: Yüzyılın Buluşu Mu Yoksa Distopya Edebiyatı Gerçek Mi Oluyor?


Geçen haftaki yazımızda Büyük Veri`yi adeta bir aziz ilan etmiştik. Gözden kaçıranlar için şu linkten ulaşabilirsiniz: http://amfiweb.net/insanligin-basaramayacagi-islerin-listesini-kisaltan-buyuk-veri-uygulamalari/

Bu hafta ayağımızı yere sağlam basarak  Büyük Verinin beraberinde getirdiği birtakım endişelere de değinelim. Bunların ilki elbette ki gizlilik ve mahremiyetin ihlali riski. Her davranışımızı kaydeden, bizle ilgili tespit edebildiği her bilgiyi depolayan bir sistemden bahsediyoruz. Neredeyse bizi bizden daha iyi bilebilecek hale geldi. Telefonumuz an ve an nerede olduğumuzun bilgisini buluta gönderiyor, bazen Foursquare ya da Facebook ve Instagram yer bildirimlerini kullanarak bizler paylaşıyoruz bu bilgiyi ancak artık çoğu zaman bize sorulmuyor bile, biz telefonu kullanmayı kabul ederek, bu durumu da onaylamış oluyoruz. Bilgilerin üçüncü parti uygulamalar ve kurumlarla anonim olarak paylaşıldığını söylemeleri koca bir yalan. Uzmanlar aksini söylüyorlar. Müşteri deneyimini iyileştirmek için gönderildiği söylenen anlık anonim konum bilgilerinden kimliğimizin tespiti için dört veri noktamızın bilinmesi yeterli. Her saniye akan milyonlarca veriden dört tanesini ele geçirmek ne kadar zor olabilir?

İnternet aktivitelerimizden fişlenmek, kimliğimizin belirlenip peşimize düşülmesi, alışkanlıklarımızın bir deney faresi inceler gibi incelenip, bunlardan optimum düzeyde faydalanılmaya çalışılması, adresimize ve tüm diğer iletişim bilgilerimize viral reklamlar yollanması, ve hatta davranışlarımızın ve alışkanlıklarımızı bilmenin bir adım ötesine geçerek şirketlerin, politikacıların, çıkar gruplarının bizi manipüle edip, onların istediği davranış ve alışkanlıklarda bulunmamızın sağlanması ihtimalleri.. Bunlar belki de ihtimal değil hayatın gerçeği halini aldı ancak biz sadece bir kısmından haberdarız. Şimdi bahsedeceğim Çin örneği konunun distopya edebiyatına konu olabilecek kadar korkunçlaşabileceğini gözler önüne seriyor.

Scientific American dergisinde yayınlanan bir makaleye göre Çin Halk Cumhuriyeti Büyük Veri’yi kullanarak vatandaşlarının internet aktivitelerini analiz eden, derinlemesine öğrenebilen bir algoritma geliştirdi. Bu sayede vatandaşlar, bir vatandaşın ne kadar ülkesine bağlı ve sadık olduğunun; bir işe girmeye, kredi çekmeye, başka ülkelere seyahat için vize verilmeye değer olup olmadığının karar verilmesinde kullanılacak vatandaşlık skoru denen bir parametre bazında değerlendiriliyorlar. Şimdi bu durumun 1984 romanından farkı var mı?

Görüldüğü gibi Büyük Veri bir taraftan yeni buluşların, fırsatların, iş kollarının, optimum karlılık ve verimlilik dünyasının kapılarını açarken bir yandan da hem işin verileri kullanılanlar kanadında gizlilik, mahremiyet, insan haklarına saygı konularında cevaplanması gereken bir sürü soru ve dindirilmesi gereken bir sürü endişe yaratıyor hem de veriyi kullananlar kanadını da “ Büyük Veri iki yılda bir kendini katlayarak büyümeye devam ederken bu devasa kirli ve dinamik bilgi yığını bize istediğimiz isabetli bilgiyi vermeye devam edebilecek mi?” gibi soru ve kaygılarla karşı karşıya bırakıyor. Ve maalesef işler, ne kadar ekmek – o kadar köfte mantığında yürümüyor, bazen tam tersi olarak fazla bilgi daha isabetsiz analizlere yol açabiliyor.

Ayrıca uzmanlar bir başka endişeye dikkat çekiyorlar, Büyük Verinin geleneksel veri avcılığı ve toplayıcılığına göre daha az maliyetli oluşunun da bir sonu olabilir. Ernst & Young Danışmanlık Şirketinden Patrick James’e göre tarihte hiçbir zaman veriye ulaşmak bugünlerde olduğundan daha ucuz olmadı ve ne yazık ki bundan sonra da ancak ve ancak giderek daha da pahalı hale gelebilir. Çünkü artık toplum elindeki gücün ve önündeki tehlikenin farkında, kişisel verilerini paylaşmak istemeyenlerin, en azından bu işi bedavaya yapmak istemeyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Bakalım Büyük Veri serüveni tüm bu endişelerin ışığında nereye doğru evrilecek? Takipte olacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here