Halat Yarışını Hangisi Kazandı? (F150 vs CyberTruck) Gizli Bir Mesaj mıydı Olan Biten?


Çoğunluğun “dahi” girişimci olarak nitelediği Elon Musk, gözbebeği şirketi Tesla’nın CyberTruck pickup kamyonetini Ford F150 pickup kamyonet ile yarıştırdı. Attığı tweetleri de her adımı da olay olan Musk, son birkaç gündür tüm dünyada gündemde yine.

Bu sefer perde açıldığında F150 ve CyberTruck bir halatla birbirine bağlanmıştı. Sonra ikisi de çalıştı ve CyberTruck, F150’yi adeta yavru bir köpeği tasmasından tutmuş da sürükler gibi çekmeye başladı. Evet halat yarışını CyberTruck kazandı.

(Başlarken notumu düşeyim bu yazı bir biyografi yazısı değildir. Fütüristlik iddiası olmadığı gibi bir analiz de değildir. Kondisyonu sınırlı bir fikir jimnastiği…)

Peki neden F150? Çünkü F150 sınıfının canavarı, tonlarca ağırlığındaki tren vagonlarını çekebildiği videoları meraklısının defalarca izlediği, pickup dünyasının imparatoru. Ama Musk’ın yeni gösterisinde sadece yardımcı erkek oyuncu olarak yerini aldı. CyberTruck karşısındaki çaresizliği ile Oscar alır mı bilinmez.

Musk sadece bunun için mi seçti acaba F150’yi. Tesla’da yaptığı çalışmalarla özellikle de gelişmiş güç üretim ve aktarım organları üzerindeki devrimsel çalışmalarından dolayı Henry Ford’la mukayese edilen Musk bu gösteride “yeni Amerika benim ya da yeni Amerika’nın Henry Ford’u ben olacağım” mı demek istedi, ne dersiniz?

Size çok önemli bir rakam vereyim.  Global Auto Database’nin açıkladığı rakamlara göre 2018 yılında tüm dünyada en çok satan araba Toyota Corolla idi ve 1 milyon 181 bin adet satıldı. Peki ikincisi hangisiydi? Şimdi sıkı durun hepiniz çok şaşıracaksınız. 2018 yılında en çok satan ikinci model Ford’un F serisi pickuplarıydı.

12 kişi tarafından sadece 28 bin dolar sermayeyle kurulan Ford, ilk arabasını 1903 yılında üretmişti. Ford’un efsanesi Model T’nin sahneye çıktığı yıl 1908 idi. Henry Ford’un seri üretim sistemini bulmasıyla şasi üretim süresi 750 dakikadan 160 dakikaya düşmüştü 1913 yılında. Henry Ford da tıpkı Musk gibi kendi devrinde herkesi şaşırtıyordu. Nitekim şasi üretimi süresini beşte birine düşürdüğü yıl işçilerinin ücretini iki katına, çalışma süresini de 9 saatten 8 saate indirdi 1913 yılında. O yılın sonunda ülkedeki araba üretiminin yarısını o yapar hale gelmişti. 1907 yılında tüm dünyadaki otomobil sayısı 250 bin iken Model T’nin ortaya çıkışıyla bu sayı ikiye katladı ve 500 bin oldu 1914 yılında. Yani 7 yılda dünyadaki otomobil sayısı ikiye katlanmış oldu.

Hadi tam da bu noktada o banka müdürünü de analım. Rivayet o ki Henry Ford, 1903 yılında kredi için bir bankaya gider, o bankanın müdürü der ki kendisine: “Atlar her zaman kullanılacaktır. Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir.” Dünyadaki otomobil sayısı ikinci dünya savaşından hemen önce 50 milyonu geçmişti, 1975 yılında ise bu sayı 300 milyon olmuştu. 2017 yılında dünyadaki sadece otomobil satışı 68 milyon oldu, peki en büyük pazar? Tabii ki Çin: 24 milyon adet satışla!

Çoğumuzun zihninde bir yanılgı var: “Otomobil Henry Ford tarafından bulundu.” Hayır, otomobil bir tek kişi tarafından bulunmamış, insanlığın bu kızıl elmasına ulaşmak için dünyanın birçok yerinde çalışmalar yapılmış, öyle ki; modern otomobilin ortaya çıkışı sürecinde 100 binden fazla patent alınmış.

Otomobil kelimesi dilimize Yunanca autós (kendi) ve Latince mobilis (hareket eden) kelimelerinin birleşimiyle ortaya çıkan ve bir hayvan ya da başka bir güç tarafından itilmeden ya da çekilmeden kendi kendine hareket edebilen araç demek olan Fransızca automobile sözcüğünden geçmiş.

İddia o ki, Roger Bacon, 13. yüzyılda Guillaume Humbert’e yazdığı bir mektupta kendi kendine hayal bile edilemeyecek kadar hızlı hareket edebilen bir aracın yapılmasının mümkün olduğunu yazmış. Otomobil kelimesinin sözlük anlamına uyan ilk araç 1600’lü yılların sonunda Pekin’de bir misyoner olan Ferdinand Verbiest tarafından Çin imparatoruna hediye ve oyuncak olarak yapılan küçük buharlı araçtır. Bir başka iddiaya göre Leonardo da Vinci’nin 15. yy’daki Codex Atlanticus adlı eserinde atsız hareket eden bir aracın ilk çizimleri vardır.

Bütün bunları bırakalım ve tekrar otomobil ekonomisine ve rakamlara dönelim. Otomobil üretiminin hız kazandığı 20. yüzyılda, Fransız şirket Panhard & Levassor 1891 yılında kuruldu ve ilk seri otomobil üretimini de başlatmış oldu. Aynı yıllarda Armand Peugeot şirketini kurdu. Marius Berliet 1896’da ilk adımını atar ve Louis Renault, kardeşleri Fernand ve Marcel’in yardımlarıyla ilk otomobilini yapar.

1903 yılında gelindiğinde Fransa’da 30.204 otomobil üretiliyormuş ve bu rakam dünyadaki toplam üretimin %49’una denk geliyormuş. Aynı sene Birleşik Devletler’de 11 bin iki yüz, Büyük Britanya’da 9 bin dört yüz, Almanya’da 6 bin dokuz yüz otomobil üretilmiş.

Fransa’da 1900 yılında 30, 1910’da 57 ve 1914’te 155 otomobil üreticisi bulunmaktaymış. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 1898 yılında 50 ve 1908’de 291 otomobil üreticisi varmış. 1960’lara kadar dünya otomobil üretiminde ABD tamamen lider durumunda olur. Savaş sonrası Avrupa’da özellikle 1950’lerin ikinci yarısında ABD tarafından desteklenen Batı Almanya otomotiv alanında büyük gelişmeler gerçekleştirmiş bugün de çok güçlü olan markaları palazlanmaya başlamıştır.

Peki bugün durum ne? An itibariyle Fortune 500’de otomobilde ilk 10 aşağıdaki gibi.

  1. Volkswagen (Alman)
  2. Toyota (Japon)
  3. Daimler (Alman)
  4. Ford Motor (Amerikan)
  5. General Motors (Amerikan)
  6. Honda (Japon)
  7. SAIC Motor (Çin)
  8. BMW Group (Alman)
  9. Nissan (Japon)
  10. Dongfeng Motor (Çin)

Listede 3 Alman, 3 Japon, 2 Amerikan, 2 Çin var. Böyle listelerde ikinci on’u her zaman daha çok merak etmekte fayda var. Siz de tahmin ettiniz değil mi? Evet ikinci on’da adını hiç duymadığınız Çinli markalar var.

Şimdi tekrar Elon Musk’ın güçlü kamyonetine dönelim. Tesla’nın yeni ürünü CyberTruck teknoloji çağrışımlı adı yanında iki önemli showla çıktı kamuoyunun karşısına. Bunlardan birincisi yazımıza başlık olan halat çekme yarışıydı diğeri ise kırılmaz cam ve kurşun geçirmez kapılardı. Musk ve kamyoneti sahnedeyken Tesla’nın baş tasarımcısı Holzhausen metal bir topu CyberTruck’ın camına fırlattı ve cam kırıldı. Musk, neyse ki metal top içeri girmedi dedi sahnede. Ertesi gün Tesla hisseleri %6 değer kaybetti. Musk’ın imparatorluğu bu süreçte 750 milyon dolarlık bir kayba uğramış oldu. Fakat en ucuz modeli 40 bin dolar olan araçtan 200 bin sipariş aldığını söyledi Musk ve kimbilir belki de hissedarlarını rahatlatmış oldu bu açıklamayla. İlk günde 10 milyar dolarlık bir sipariş gerçekten göz kamaştırıcı bir başarı tabi.

Musk’ın pickupı F150’yi çekmesi yanında 3 saniyede 100 kilometreye çıkabilme, tek şarjla 850 kilometre gidebilme gibi üstünlüklere de sahip.

Peki ama neydi bu gizli mesaj derseniz?

Bir küçük başlık oyunu gibi de görebilirsiniz ama yukarıda iletmeye çalıştığım bazı bilgileri de ekleyerek aşağıdaki birkaç maddeyi de okuyunca belki siz de “evet evet gizli bir mesaj vardı” dersiniz kim bilir…

+ Aslında Fransızların kurucusu olduğu otomotiv sektörünü daha başlarken, 20. yüzyılın başında Amerikalılar ele geçirmiştir. 1950’lerin sonuna kadar da dünya otomotiv pazarının lideri olmuştur Birleşik Devletler. İkinci dünya savaşının iki mağlubu ve aynı zamanda Amerika’nın çok etkin olduğu iki ülke Almanya ve Japonya 1950’lerin sonundan itibaren göz kamaştırıcı bir gelişme gösterdiler otomotiv alanında. Öyle ki ilk onda yer alan 3 Alman şirketinin cirosu 600 milyar dolar. Ülkemizin 2018 GSYH’si 780 milyar dolar.

+Dünyada toplam otomotiv üretimi 2017 yılında 97 milyon, bu üretimin %55’i (adet) Asya/Okyanusya bölgesinde olmuş. Dünyada 2017 yılında araç üretiminin düştüğü tek bölge Kuzey Amerika. Çin belki de yakın gelecekte dünya otomotiv üretiminin %50’sini tek başına domine edecek, bir zamanlar Amerikalıların çok güçlü hakimiyeti gibi.

+Henry Ford’un dünya kavram havuzuna kazandırdığı bir ekol/akım var: Fordizm. Taylorizmle aynı dönemde ortaya çıkan bu akım Taylorizm akımının da zemini aynı zamanda. Henry Ford, kendi zamanında bilimi, politikayı etkilemiş, Amerikan rüyasını şekillendirmiştir. Henry Ford aynı zamanda 20. yüzyılın en enteresan hikayeye sahip kitaplarından birinin “Beynelmilel Yahudi” nin yazarıdır.

+Musk da tıpkı Henry Ford gibi zamanının bilinen işadamıdır. Amerikan ekonomisini iş dünyasını 50 şer yıllık dönemlere ayırdığınızda birinci 50 yıldan kalan Henry Ford ise, ikinci 50 yıldan kalan -Warren Buffet, Sam Walton, Bill Gates diye listeyi uzatsanız da- bence Bill Gates’tir. Peki üçüncü 50 yıldan kalan kim olacak? Yoksa üçüncü 50 yıl olmayacak mı? Üçüncü 50 yılı 10 lara bölmek daha mı doğru? Kanaatimce gelenek bozulmayacak dünya için yerinde durduğu sürece, üçüncü 50 yıl diyebiliriz. Zira birinci 50 yılda yaşasaydık detaya kırıp, acaba 10 yıllara mı bölmeliyiz derdik yine. Peki üçüncü ellide Jobes, Bezos, Zuckerberg, Page&Brin değil de tek başına Musk mı?

+Musk’ın niyeti mi bu yoksa? Bakın Steve Jobs’un bebeği ikinciliği bile elinde tutamadı pazarında (akıllı telefon pazarında Huawei ikinci artık). Peki ya Bezos, olmaz onda o star ışığı yok, Buffet bile 90 yaşındaki haliyle ondan daha çok heyecan veriyor, yeni çağın Sam Walton’u aslında sadece Bezos. Peki ya Zuckerberg? Onun da hiç öyle bir iddiası varmış gibi durmuyor değil mi? Hem zaten cirosuyla Walmart’ın sadece onda biri. Page&Brin ikilisi için de bir şey demek zor kahramanlar iki kişi olmuyor zira tarihte. Ayrıca Alphabet’in cirosu da Walmart’ın dörtte biri ancak. Alphabet ve Facebook’un performans gösterdikleri alan devler liginde ne derseniz? Profit marginleri; Aramco kadar iyi:)      

 +Evet sevgili ve çok sabırlı okur diyeceğim o ki bu Musk’ın derdi üçüncü 50 yılın bir numarası olmak.

Musk’ın Dörtlemesi ve Sonuç

Musk’ın ilk kazandığı para 12 yaşındayken kendi yazdığı Blastar isimli oyunu satışından elde ettiği para. 24 yaşına geldiğinde ise milyonlarca dolarlık Zip2 satışında baş aktördü Musk!

Sonrasını herkes biliyor. Musk’ın dört tane çok önemli şirketi var. Bunlar Tesla, SpaceX, Solar City ve The Boring Company.

Musk’ın tüm şirketlerinde öne çıkan alan ulaşım. Elektrikli otomobiller, hızlı ulaşım tünelleri, trafik için çözümler ve roket/uzay seyahatleri teknolojileri. Ek olarak Solar City ile güneş enerjisi alanı da var tabi. Musk’ın ilgilendiği iki konu da aslında 150 yıldır değişmeyen en stratejik iki ticari alan.

Musk kendi adıyla bilinen Musk Vakfı’nı kurması yanında dünyadaki en ilgi çekici vakıflardan biri olan X Prize’da da oldukça etkin.

Henry Ford, Ford Vakfı’nı ölümünden 11 yıl önce kurdu. Dünyada bir çok alanda çalışmalar yapan vakfın halen davetkar ve nitelikli burs programları ile birçok alanda önemli projeleri var. Mesela ülkemizde ilk fen liseleri Ford Vakfı’nın desteğiyle kurulmuş. Ülkemizin ilk İşletme Fakültesi olan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nin kuruluşunda da yine Ford Vakfı’nın desteği var. Dünyanın birçok bölgesinde benzer çalışmalar yapmış Ford Vakfı.

İkinci elli yılın kahramanı Bill Gates’in vakfı da (Bill & Melinda Gates Foundation) tıpkı Ford Vakfı gibi dünyanın her köşesinde önemli projeler yürütüyor. Afrika’da açlık tehlikesindeki bölgelerde tavuk yetiştiriciliğinden, eğitim projelerinden, burslardan, yenilenebilir enerjiden bahsedebiliriz, örnekler verebiliriz. Sadece bir örnekle geçelim. Gates vakfı, geliştirilmiş tuvalet teknolojileri için 200 milyon dolardan fazla para harcadı. Pekin’deki “Yeniden Keşfedilen Tuvalet” fuarında sahneye bir kavanoz içindeki insan dışkısıyla çıktı ve kavanozda 200 trilyon rotavirüs hücresi, 20 milyar şigella bakterisi ve 100 bin parazit kurdu yumurtası bulunabileceğin belirterek şu konuşmayı yaptı Bill Gates: “10 yıl önce dışkı hakkında bu kadar çok şey bileceğimi tahmin edemezdim. Melinda’nın (eşi) yemek masasında tuvaletler ve dışkı atığı konusunda konuşmayı bırakmamı isteyeceğini hiç düşünmezdim”

Bill Gates’in vakfı lağım suyundan içilebilir su üretme projesine de imza atmış ve bu şekilde üretilen bir bardak suyu da kameralar karşısında içmişti Gates.

Evet Elon Musk diyor ki üçüncü koltukta ben oturacağım. Henry Ford, Bill Gates ve Elon Musk. Bana kalırsa da oluyor. Henry Ford’un F150’sini sahnede perişan ederken amacı bence Henry Ford’un hatırasına saygısızlık etmek değildi. Bill Gates’in alanında ise şimdilik pek varlık göstermiyor. Bu yazıyı okuyanların bazıları özellikle Steve Jobes gibi birçok ismi neden atladın diyebilir. Örnek olarak Jobes; çığır açmadı, sadece bir farklılaşma örneği sergiledi ve karizmatik bir liderdi. Bugünkü değerle Henry Ford’un oluşturduğu ekonomik değeri trilyonlarca dolarla ifade edebiliriz.  Aynı şeyi Bill Gates için de rahatlıkla söyleyebiliriz.

Peki Elon Musk? Belki çok acımasız olacak ama ben geleneksel anlamda henüz bir ekonomik değer ortaya koyduğunu düşünmüyorum. Fakat bir beklenti seli oluşturduğu gerçek. Meşhur söz: beklenti alınır gerçek satılır! Nerede? Borsada. Tesla’nın an itibariyle birim hisse fiyatı NASDAQ’da 331 dolar, piyasa değeri de 59,71 milyar dolar. Türk Hava Yollarının piyasa değeri 3,2 milyar dolar, Daimler’in (Mercedes) piyasa değeri ise 60 milyar dolar civarında. 10-15 gün önce küsuratla Daimler’in piyasa değerini geçmişti Tesla. Bu arada meraklısına: Listenin başında 200 milyar dolarlık piyasa değeri ile Toyota var otomobil dünyasında, ikinci sırada da Volkswagen yaklaşık 100 milyar dolar değeriyle. Musk, Tesla’nın değeri 100 milyar doları geçene kadar Tesla’dan tek kuruş para almayacağını ilan etti. Hedefi de 650 milyar dolarlık piyasa değeri!!! Listenin birincisi bile 200 milyar dolarken, bu adamın kafasında ne olabilir dersiniz?    

Elon Musk, devrin başkanı Obama ile 2010 yılında Falcon 9 tesisindeki o pozla aslında Amerika için de ne kadar önemli bir adam olacağını ortaya koymuştu.

Musk bir şekilde insanların bir yerden bir yere hızlı ve güvenli bir şekilde transferine oynuyor aynı zamanda sürdürülebilirliğe, çevreye duyarlı olmaya odaklı bir vaatle insanlığın karşısına çıkıyor. Yani sorun çözüyor. Geçenlerde dinleme fırsatı bulduğum ve bana çok heyecan veren işadamımız Mehmet Metin Okur’un zihnimde çok yer eden cümlesindeki gibi: “Para kazanmak istiyorsanız insanlara çözüm üretin, insanların sorunlarını tespit edin ve onları çözün!”

Gelecekteki enerji sektörünün yerin altına değil gökyüzüne odaklı olacağına dair bir iddiaya da odaklı aynı zamanda Musk. Peki roket işleri, uzay seyahatleri, uçan arabalar? Bu uçan araba meselesine hiç itibar etmiyorum ben. İşin biraz fantastik tarafı. İnsanlığın uçan cisimlerle seyahat etmesi zaten bulundu yüzyıl önce. Şu an helikopterler ve uçaklar var, uçakların amfibi olanları da mevcut. Helikopterlerin de amfibi olması zor olmasa gerek. Mesele 4 tekerlekli bir arabanın uçması mı gerçekten? Kesinlikle değil! Konu uçan araba değil, uçan cisimlerin mülkiyetinin kolaylaşması ve tıpkı otomobiller gibi yaygınlığının artması gibi düşünebiliriz belki. Uçan cisimlerin trafiği şu an bile gittikçe zorlaşan bir konu iken, İstanbul’da 4 milyon olan araç sayısının dörtte birinin havada olduğunu düşünsenize! İstanbul’un tamamında her 40-45 saniyede bir uçak kalkış ya da inişi oluyor ve bazılarına göre çılgın sayılabilecek bir hava trafiği var. Konuyu çok dağıtmadan sonuca gidelim yavaş yavaş.

John Nash’in etkileyici hikayesinin anlatıldığı A Beatiful Mind filmindeki yıldız sahnesini bilir misiniz? Profesör Nash sevgilisine yıldızlardan bir yol gösterir. Güvercinlerin hareketlerinden çıkarmaya çabaladığı bir algoritma da filmde yerini alır. Biz de Nash gibi Elon Musk’ın evreninden bir yıldız yolu ya da onun aktivitesinden bir denklem ortaya koymaya çalışalım devam satırlarında ama önce o güzel videoyu izleyelim.

Evet Elon Musk 21. Yüzyılın ilk yarısının dehası/ekonomik ikonu olarak tarihe geçebilir. Eğer bu gerçekleşirse yeni kurulacak o dünyada ben uçan arabalar olacağını düşünmüyorum. Uzay seyahatlerinin de turistik ve sınırlı kalacağını düşünüyorum. Belki uzay madenciliği ya da çöp transferi de gündeme gelebilir. Belki hapishaneler de Mars’a taşınır… 

Musk’ın kurgusunda kalabalıklara daha rahat bir hayat sunmaya çalışan bir kent tasarımı olduğunu ya da mevcut kentlerde yeni bir ulaşım sistemi kurgusu olduğunu düşünüyorum. İnsan etkisinin minimumda olduğu, manyetik alanlı yolların yer aldığı yeni bir kurgu belki de. Nasıl mı? Yine bir film hatırlatması yapalım o zaman. Minority Report filminin aşağıdaki videodaki kesitini izleyin lütfen.    

O yeni dünyada o büyük kentlerin manyetik alanlı yollarındaki araçların aynı zamanda hareket ederken sürekli şarj edildiği ve hatta dev güneş enerjisi tribünleriyle o kentlerin de şarj edileceğine dair bir iddiada bulunuyorum ben de buradan tarihe not düşerek. 100 yıl önce şehirlerin yanına yapılan barajlar gibi büyük enerji barajları olarak düşünebilirsiniz bu tribünleri. 

Musk’ın bir şirketi daha var az duyulan, adı The Boring Company. Musk’ın, şirketin logolu şapkasının 20 dolardan satışa sunulduğunu attığı bir tweetle duyurduğu şirket. Bu şirketin de trafikle ilgili çözümleri, tünel içinden araçları hızlı götürme gibi farklı iddiaları var.

Bir de tabi çok daha meşhur proje Hyperloop var. Hedef 2020’de ilk örneğini Abu Dabi’de açmak. Renkli İngiliz milyarder Richard Brunson da Hyperloop’la birlikte Hindistan’da kolları sıvadı, Pune ve Mumbai arasındaki 3,5 saatlik mesafeyi 25 dakikaya indirecek. Hyperloop’un metrodan ne farkı var diye düşünmüştüm ilk başta, tek farkı yerin üstünde olması (dolayısıyla maliyeti) ve hızı herhalde diye düşünüyorum:)

Evet evet böyle giderse Tesla 650 milyar dolar, SpaceX ve diğerleri de trilyon dolarları geçebilirler. Yeni bir dünya kuruluyor..! Donald Trump’ın kitabı da çıktı zaten biliyorsunuz: Yeniden Büyük Amerika! Başkan Trump o yeni dünyayı görür mü bilinmez. Fakat o yeni dünya New York’da ya da Münih’te mi boy verir, yoksa Şangay, Guangzhou ya Mumbai’de mi? Ne dersiniz?

Bu uzun yazının bitişini annesinin Elon Musk için kurduğu cümlelerle ve küçük Musk’ın bir resmi ile sonlandıracağım. Öncesinde bir kez daha CyberTruck’a yani yazının başına dönmek istiyorum. Çin’de üretilen farklı ve fantastik aynı zamanda en pahalı SUV Karlman King’e ve CyberTruck’a birlikte bakın lütfen. İkisinde de savaşçılık ve güvenlik kaygısı ne kadar ön planda değil mi? Hazır acaba derken bir de –bence- kendi alanında bir kült olan Mathieu Kassovitz’in Babylon AD filminin kötü adamı Gorsky’nin zırhlı arabasının olduğu o sahneyi izleyin aşağıdaki videodan.

Sonra da 21. Yüzyılın ilk yarısının kahramanı olacağını düşündüğümüz Elon Musk’ın aslında çok büyük bir fütürist olduğu kabulüyle endişelenelim mi? Yeni dünyanın tıpkı Babylon AD’deki gibi kaplanların neslinin tükendiği ve sadece klonlarının kaldığı, insanların zırhlı taşıyıcılarla hareket edebildiği bir dünya olacağını düşünüp kaygılanalım mı? Hatta Space X’in uzay çalışmalarının ve NASA’nın onları fonlamasının sebebinin de mavi yeşil gezegeni pek de parlak günlerin beklememesi olduğunu düşünüp er ya da geç Mars’tan ev bakmamız gerektiğine inanıp hop oturup hop kalkalım mı? Hayır…Öyle olsa Elon Musk, CyberTruck ‘ın metal toplu sağlamlık şovuna daha iyi hazırlanırdı, değil mi?

Elon Musk’ın annesine geçmeden başka birinin sözlerine yer vermek istiyorum. O sözler de çok değerli. Los Angeles (Melekler) şehrinde düzenlen bir organizasyon var. Adına kısaca Hyperloop olimpiyatları diyebiliriz. Dünyanın birçok ülkesinden gelen üniversite öğrencileri o olimpiyatlarda hyperloop prototiplerini yarıştırıyorlar. İşte o öğrencilerden birisi olan Münih Teknik Üniversitesi öğrencisi Lucas Spreiter heyecanla, gözleri parlayarak:

“Hyperloop konseptinin gerçek olacağına kesinlikle inanıyorum. Bu kadar hızlı seyahat edip, dünyayı birbirine bu kadar yaklaştırmak inanılmaz bir şey olurdu.”

dedi…

Ailesi küçük Elon’ı uzun süre sağır zannetti. Sürekli gözlerini bir noktaya sabitliyor ve hiç konuşmuyordu. Çok sonra anladılar ki o hayal kuruyordu.

Elon Musk’ın annesi onu anlatırken:

 “Sanki zihni başka bir evrene geçiş yapardı. Bu konuda artık üzerine gitmiyorum çünkü böyle zamanlarda yeni bir roket ya da benzer bir şey tasarladığından emin oluyorum“

dedi…     

Son olarak bir kitap önerisi:

PAYLAŞ
İ.Ü. İşletme Fakültesi Mezunu, özel sektör deneyiminin yanı sıra, İFMED Genel Sekreterliği görevini sürdürmektedir. Aynı zamanda Kariyerim dergisinin Genel Yayın Yönetmenidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here