İnsanlar Nasıl Hacklenir?


Amfiweb’te geçen hafta bir haber yer aldı, sanırım en çok okunan haberlerden  biriydi geçen hafta. Haber, Cuneyd Zapsu’nun WEF Davos’ta yaptığı bir açıklamaya dairdi. Zapsu bu açıklamasında bu seneki Davos toplantılarında bir konuşma yapan Prof. Harari’nin konuşmasına atıflar yapmıştı. Zapsu’nun açıklamalarından sonra Harari ve bu konuşması gündemde öne çıkmaya başladı. Peki bu konuşmada neler vardı? İsrailli bir tarih profesörü ola Harari’nin Davos konuşmasını ben de dinledim ve konuşmadan aşağıdaki özeti sevgili okurlarım için hazırladım.

Türümüzün geleceğinden bahsedelim biraz.

Bizler, sanırım türümüzün son örnekleriyiz. Yüz veya iki yüz yıl sonraki insanlar ile aramızda olan fark, şuanda şempanzeler ile aramızda olan farktan daha da büyük olacaktır.

Neden ve Nasıl?

Çünkü gelecek jenerasyonlarımız vücut tasarlamayı öğreneceklerdir, ki bununla kalmayıp ekonominin ana ürünleri beyin ve akıl olabilir. Şuana baktığımız zaman ise ana ürünler tekstil, araç ve silahlar. Geleceği şimdiden şekillendirecek insanlar/topluluklar ise data sahibi olanlar. Data’ya sahip olanlar geleceği de kontrol edeceklerdir. Sadece insanlık için değil, hayatın kendisini de.

Mevcut zamana ve geçmişe baktığımız zaman farklılıkları görmek mümkün. Geçmişte en önemli varlık topraktı. Uğruna milyonlarca insanın kanının döküldüğü topraklar. 2-3 yüz yıl önce sanayi devrimi ile en önemli unsur makinelere dönmüştü. Fakat şu anda bu yavaşça değişmekte ve en önemli unsur/varlık data olmakta. En önemli unsurun data olmasıyla birlikte birçok sorun ortaya çıkıyor. Öyle bir konumdayız ki, artık sadece bilgisayarları hacklemeyi geçtik, insanları hackleyebiliyoruz.

İnsan Nasıl Hacklenir?

Bir insanı hacklemek için iki şeye ihtiyacınız vardır.

  1. Güçlü bilgisayar
  2. Bolca Data

Bu ikisine sahip olduğunuz takdirde bir insanın email hesaplarına, telefonuna,banka hesaplarına ve daha birçok yere erişim sağlayabilirsiniz. Teknolojinin böylesine ilerlemesiyle, Samsung ve Apple’ın telefonlarının artık biyometrik ölçümler yapabilmesiyle sizin sadece gittiğiniz yerleri değil, adımlarınız, parmaklarınız, göz bebekleriniz ve hatta yüz hatlarınıza kadar incelenebilirsiniz.

Bu, şu ana kadar mümkün değildi. Sovyet dönemindeki KGB’yi düşünelim. Sizi haftalar boyu 7/24 takip etselerdi ve dinleselerdi bile sizi anlamak için ellerinde ne yeterli düzeyde biyolojik bilgileri olabilirdi nede bilgisayar gücü.  Fakat bu, 2 devrim sayesinde değişiyor.

  1. Gelişen bilgisayarlar. Bunlarla birlikte makine algoritmaları ve yapay zeka teknolojisinin ilerlemesi.
  2. Biyolojinin ilerlemesi. Şuanda insan vücudunu çok daha iyi bir şekilde anlıyoruz.

Charles Darwin’den itibaren ki 150 yıllık biyolojik araştırma ve bilgilerimizi 2 kelime ile özetleyebiliriz.

Organizmalar Algoritmadır.

 

Virüsleri aslında birer biyokimyasal algoritma olarak görmek mümkün. Şuanda bu algoritmaları çözmeyi öğreniyoruz. InfoTech devrimi, BiyoTech devrimi ile tam anlamı ile birleştiği zaman insanlar hacklenebilir olacaktır. Bu iki devrimin birleşmesinin en önemli keşiflerinden biri biyometrik ölçümler. Biyometrik ölçümler biyokimyasal değerlerimizi bilgisayarların anlayabileceği, çözebileceği ve depolayabileceği datalara dönüştürebiliyor.

Yeterli biyometrik data ve bilgisayar gücü ile bizleri kendimizden daha iyi tanıyan algoritmalar kurulabilecek.

Eşcinsellikten Bir Örnek

Eşcinsellik bu konuda harika bir örnek olabilir. Genellikle eşcinsel erkekler yıllarca bunu kabul etmeden yaşamış oluyor. Bunun en büyük etkeni sanırım farkında olmamaları. Şimdi durup düşünelim. 10-20 yıllık tecrübeye sahip bir algoritma herhangi bir gencin eşcinsellik spektrumundaki bulunduğu konumu kolaylıkla ayırt edebilir. Bu algoritmalar beyin aktivitelerini, göz hareketlerini, nabzını, stres seviyeni ve kan basıncını ölçebilir. Bunlar kaçınılmaz olacaktır. Eğer her şeyi, her bilginizi saklamaya çalışsanız bile Amazon veya Alibaba’da ki alışverişleriniz, internette izlediğiniz videolar, sosyal medya hesabınızda takip ettiğiniz sayfalar, baktığınız hashtag’ler yeterli olacaktır.

Tecrübeli bir algoritma; arama geçmişiniz, sosyal medya hesaplarınız ve alışverişleriniz ile biyometrik datanızı birleştirerek size bir Coca-Cola reklamı gösterirken güzel bir kadının mı yoksa üstsüz bir erkeğin mi gösterilmesi gerektiğini ayırt edebilir.

Bunun bizler farkında bile olmayabiliriz fakat onlar bunu biliyor olacaktır ve çok yakın bir gelecekte mevcut teknolojiler dahada geliştiği takdirde ve bunları tam anlamıyla analiz edebilecek algoritmalar çıktığında bu datalar milyarlarca dolar değerinde olacaktır.

Data ve Algoritmaların Geleceği

Bu algoritmalar kendimizi, bizden daha iyi anlayabilir seviyeye geldikten sonra cidden tehlikeli olabileceklerdir. Arzularımızı tahmin edebildikleri zaman bunları bilmekle kalmayıp taleplerimizi maniple edebilirler bile. Bununla birlikte kararları bizim yerimize verebilecek algoritmalar bile çıkacaktır ortaya. Bunun sayesinde ortaya Dijital Diktatörlük çıkabilir. 20. Yüzyılda demokrasi genellikle diktatörlüğü yendi ve bunun sebebi ise demokrasinin dataları analiz etme ve karar verme konusunda daha başarılı olmasıydı. Diktatörlüğe ve demokrasiye ahlaki bir şekilde bakmayıp, optimistik bir çerçevede değerlendirdiğimiz zaman, karşımızda dataları analiz eden iki farklı yöntem buluyoruz aslında.

Demokrasi bilgiyi dağıtıyor ve farklı kararları farklı insanlar, kuruluşlar, bakanlıklar ve topluluklar alıyor. Diktatörlük ise tüm bilgiyi tek bir elde topluyor. 20. Yüz Yılın teknolojik seviyesine baktığımız zaman dağıtılmış bilgi sistemleri, toplanmış bilgi sistemlerinden daha iyi çalışıyordu. 21. Yüz Yılın teknolojik gelişmeleri ise pandülü tersine çevirebilir. Birleştirilmiş data eğer daha iyi bir şekilde kullanılabilir seviyeye gelirse ve eğer demokratik sistemler adapte olamazsa insanlar dijital diktatörlük altında yaşıyor olacaktır.

Çok ileriye gitmemize gerek yok. Şu anda bile aşırı derece sofistike gözetim rejimleri ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bazı kuruluşların hatta devletlerin tüm dünyayı gözetim altına alma projeleri olduğunu biliyoruz. Bu global dataları kontrol edebilen elitler ise dijital diktatörlükten daha radikal şeyler yapabilecekler. Organizmaları, yani bizleri hackleyebilecekler. Bu elitler hayatı yeniden şekillendirebilecekler çünkü eğer bir şeyi hackleyebiliyorsan, genellikle tasarlayabilirsin de. Eğer yaşam hacklenip tekrar tasarlanabilir ise, sadece insanlık tarihinin en büyük devrimi olmakla kalmayıp 4 milyar yıllık biyoloji tarihinin bile en büyük devrimi olacaktır.

Yıllarca yaşamın temel prensipleri değişiklik göstermedi. Hayatın temel prensipleri natürel seçimlere ve organik biyokimyanın kurallarına dayanıyordu lakin bu değişiyor. Bilim, natürel seçimlerle olan evrimi akıllı tasarım ile olan evrim ile değiştiriyor. Fakat bu değişim bir tanrı tarafından olmak yerine IBM, Microsoft gibi şirketler tarafından olacağından ötürü sonucunu merakla bekliyoruz.

Yavaşça Akıllı Tasarımlar Tarafından Organik Olmayan Bir Yaşam Çiziliyor

İşte tam olarak bu yüzden data bu kadar önemli. Eğer bu kontrol edilmezse, oluşan elit kesimin insanları kontrol etmesini geçiyoruz, makro bir açıdan sosyolojik değişiklikler inanılmaz olacaktır. Toprak sahipliğini kontrol eden yasalarımız yüz yıllardır var. Makine sahipliğini kontrol altına alan yasalarımız dünya olarak 100-200 yıldır var. Fakat hiçbir şekilde data sahipliğini kontrol altına alan bir yasa bulunmamakta ve geleceğin en önemli varlığı olduğunu düşündüğümüz zaman, bu çok tehlikeli bir süreç. Fakat data sahipliğini yasalar çerçevesinde kontrol altına almak çok zor olacaktır çünkü elimizde her yerde olup aynı anda hiçbir yerde olmayan, ışık hızında transfer edilebilen ve sınırsız derecede kopyası yapılabilecek somut olmayan bir varlık söz konusu.

Ben kime aitim?

Benim DNA’m, kimliğim kime ait? Büyük bir şirkete mi? Devlete mi? Kimliksiz insanlara mı? Bir devlet yöneticisi silah alma, zırhlanma, nükleer veya kimyasal silah kullanmaktan bahsettiği zaman insanlar kafayı yiyor ve eleştiriler yağıyor. Geleceğe dair sağlam planları olmayan ve somut adımları olmayan bu devletlere daha sofistike bir silah olan data’nın verilmesi ne kadar doğru olur?

Data’yı Kim Kontrol Etmeli?

Bu konuşmalar daha çok taze. İnsanlar datanın kontrol altına alınma konuşmalarını duydukları zaman genellikle alışverişte olan gizlilik, arama geçmişi tarzında şeyler olduğunu düşünüyorlar. Fakat bunlar sadece buz dağının üzerinde bulunan tozlar. Bu konuşmaların içine filozofları, avukatları ve hatta şairlerimizi katmamız gerekiyor, özellikle de şairlerimizi. Çünkü bu sorunun cevabı düşünebildiklerimizden çok daha büyük şeyleri etkileyecek.

PAYLAŞ
Merhabalar. İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi öğrencisiyim. Çok farklı konulara ilgim var ve bunlar hakkında bilgilerimi mümkün olduğunca sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

1 YORUM

  1. İlgi çekici bir yazı olmuş, data devrimi konuları zaten nefes kesici. Ben de son yazımda değinmiştim. Harari bu konuda ciddi iddiaları (belki de öngörüleri) olan büyüleyici bir düşünür. Homo Deus kitabında senin de özetlediğin bu iddialarını ayrıntılı açıklıyor, tavsiye ederim 😊

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here