İnsanlığın Başaramayacağı İşlerin Listesini Kısaltan Büyük Veri Uygulamaları


Büyük Veri ’den (Big Data) ilk defa deha beyin rahmetli Steve Jobs’ın bahsettiği söylenir. İlk Ipad’in lansmanında Ipad’lerdeki USB girişinin yokluğu insanları şaşırtır. Apple gibi bir şirket nasıl olur da bir tablette olması gereken en elzem bölümü, veri paylaşımını sağlayacak USB girişini unutur?

Steve Jobs’a bu soru yöneltildiğinde Jobs, çok yakın gelecekte teknolojinin büyük bulut denilen bir sisteme evrileceğini ve tüm bilgilerin orada depolanabileceğini, oradan internet aracılığıyla veriye bilgisayarlarımızdan ve tabletlerimizden kolayca ulaşabileceğimizi, bu nedenle artık USB belleklere ihtiyacın kalmayacağını söyler. Şu öngörüye bakar mısınız? Rahmetliye hayran olmamak mümkün değil.

Bugün Jobs’ın bahsettiği gibi yalnızca bilinçli olarak kaydettiğimiz veriler değil, sosyal medya paylaşımlarımız, arama motorlarında arattığımız kelimeler, giriş yaptığımız siteler gibi internetteki aktivitelerimiz başta olmak üzere, alışveriş alışkanlıklarımız ya da ziyaret ettiğimiz lokasyonlar gibi günlük hayattaki tercihlerimize kısacası yaşam tarzımıza ve davranışlarımıza ve karakterimize dair veriler farklı kaynaklardan toplanır, anlamlı ve işlenebilir hale dönüştürülür. İşte bu anlamlı ve işlenebilir veri yığınına Büyük Veri deniyor. Bize dair faydalı olabilecek her türlü bilginin devasa bir veri bir bulutunda saklandığını düşünmek yersiz olmaz.

Dilerseniz bu bulutla neler yapılabildiğine dair önemli yabancı kaynaklardan derlemiş olduğum birkaç haber ile kafamızdaki resmi biraz daha somutlaştırmış olalım.

İnsanlığın başaramayacağı işlerin listesini kısaltan Büyük Veri Uygulamaları

Bunlardan ilki 2002 yılı yapımı Minority Report filmini izleyip de bunlar ancak filmlerde olur işte dediğimiz türden. Büyük Veri ile suçları işlenmeden tespit edip suçluları yakalamak mümkün olacak. IBM şirketinde güvenlik danışmanı olarak çalışan polis dedektifi Shaun Hipgrave yeni geliştirilen veri analiz yazılımı sayesinde devletle ortaklaşa çalışılarak suç şebekelerine ve suç işleyen ailelere yönelik yapılan yakın takipler sonucu elde edilip büyük veriye aktarılan kamera kayıtları, suç geçmişleri, aile, tanıdık ve çıkar ilişkileri analiz edilerek, sıradaki işlenmesi muhtemel suçun önceden tespitini sağlayıp gerekli tedbirleri alabildiklerini belirtti. Ayrıca pedofililerin ve çocuk istismarcılarının da ticaretini yapmak amaçlı paylaşım yaptıkları cinsel istismar gönderilerinin, videoların, resimlerin izinin sürülüp bu istismarcıların yakalanabilmesinin de mümkün olduğu da James’in verdiği iyi haberler arasında.

Bir iyi haber de yolsuzluk suçlarının tespiti hakkında geliyor. Beyaz yakalıların favori suçlarından olan yolsuzluğu tespit etmek bu yeni veritabanı sistemi ile oldukça kolaylaşıyor. Sistem periyodik olarak gelen verileri analiz ederek çalışanların çelişkili aktivitelerini saptayıp işvereni uyarabiliyor. Bu yolla organize yolsuzluk çetelerini bile alt etmek mümkün hale geliyor. Nitekim Nationwide Building Society adlı kuruluş bu yolla yolsuzluktan kaynaklanan kayıpları %75 oranla azaltmayı başardı.

Peki ya Büyük veri hayatınızın aşkını bulabilir desek? Tanışma ve Sevgili bulma siteleri de artık büyük verinin nimetlerine kendini açmış vaziyetteler. Eski usul anket yöntemiyle ideal sevgili adayınızı bulmaya çalışmanın yanında artık yeni yöntemler de geliştirmişler. Zira eski sistem bir takım eksilerle birlikte geliyordu. Kimse sayısı 400’e varan ve saatler alabilen cevaplanması gereken soru yığınıyla uğraşmak istemiyordu ayrıca sabırlı olup cevaplasalar bile ya kendileri hakkında yalan söyleyip kendilerini olduklarından farklı gösterebiliyorlardı ya da kendilerinin de aslında neleri sevdikleri ya da ne istedikleri hakkında en ufak fikirleri olmadığından yine sonuç başarısız eşleşmelere gidiyordu. Ancak şimdilerde büyük veri sayesinde bizi bizden daha iyi tanıyan bir sistem geliştirilme olanağı buldu: bir iki tıklama ile Facebook beğenilerinize, Netflix Youtube ve spotify izleme ve dinleme geçmişinize, internetten ziyaret ettiğiniz restaurant siteleri ve sipariş ettiğiniz yemeklere ve buna benzer bir sürü bilgiye buluttan ulaşılıp sizi en iyi tanımlayan ve tanıtan profiliniz oluşturulabiliyor ve yine aradığınız profildeki insanlar tanışma tavsiyesi olarak ekranınıza düşebiliyor. Şu an için bu sistem Türkiye’de hayata geçirilmiş değil, ancak bu milletin tanışma ve çöpçatanlık müesseselerine olan saygısını ve sevgisini kimse sınamasın. Bakınız: Esra Erol’da evlen benimle, Zuhal Topal’la izdivaç vb…

Büyük Veri politikaya da el atmış görünüyor, soru basit, Büyük Veri ile daha demokratik bir ülke mümkün müdür? Brezilya, Fransa, Tayvan gibi bazı ülkelerde uygulanma imkanı bulan eDemocracia, Parlement et Citoyens ve vTaiwan gibi online siteler aracılığıyla vatandaşlar günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları politikacılara iletebiliyor, onlara çözüm teklifleri sunabiliyor ve halkın sorduğu devlet için ne kadar para, hangi kalemlere harcanmış, ya da halkı temsil eden politikacılar kendileri ne kadarlık bir mal varlığına hükmediyorlar gibi soruların cevaplanmasına imkan vererek politikacıların daha şeffaf olması ve kamuoyunu daha iyi aydınlatması sağlanabiliyor.

Son olarak da Büyük Verinin işletmelere ve organizasyonlara sağladığı yenilik ve kolaylıkları bir özet geçsek fena olmaz. İşletmeler büyük veriden yararlanarak edindikleri: müşterilerin alışveriş alışkanlıkları, müşteri memnuniyet ve bağlılığı bilgilerini kullanarak, yeni şubeyi açmak için en iyi lokasyon neresi olmalı ya da yeni sezon ürünleri tam olarak ne zaman ve ne sayıda piyasaya sürülmeli gibi büyük stratejik kararları gözlerini kırpmadan verebilirler. Müşterilerin istekleri anlık olarak saptanabildiğinden müşteri ile daha etkili iletişim ve etkileşim içinde olabilir ve müşteriye özel teklif ve promosyonlar ile müşteri bağlılığını arttırabilirler.

Yazının bu bölümüne kadar hep Büyük Veri’yi övüp durduk, adeta bir aziz ilan ettik. Ancak maalesef yeryüzünde insan keşfi olup da yararının yanında zararı da dokunmayan tek bir buluş yoktur. Öyleyse gelecek hafta:

“Büyük Veri hayatımızı kolaylaştırmak ve yaşam kalitemizi arttırmak adına yüzyılın buluşu mu yoksa korku ve endişeyle takip ettiğimiz distopya edebiyatı gerçek oluyor olabilir mi?”

sorusuyla biraz da işin realitesine değinelim.

Sevgiyle kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here