İş Dünyasında Cinsel Ayrımcılık ve Mansplaining

Geçmişte bereketin, bolluğun sembolü olarak görülen ve değer gören kadınlar, dünya nüfusunun yarısını ve iş gücünün üçte birini oluşturmalarına rağmen, günümüzde, birçok toplumda, değer görmek bir yana, küçümseniyor ve hatta dışlanıyor. Bugün bu yazıda kadınların iş dünyasındaki yerine, karşılaştıkları engellere ve gördükleri muameleye değineceğiz.

Öncelikle cinsiyetçiliğin ve cinsel ayrımcılığın tanımıyla başlayalım. Cinsiyetçilik, bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideolojidir. Cinsel ayrımcılık ise insanların diğer insanlar hakkındaki yargıları, kişisel değerlerden çok cinsiyete dayandığında ortaya çıkan ve kimi zaman nefret içeren çatışmalı durumdur. Daha genel olarak cinsiyete dayanan her tür ayrımı, cinsel ayrımcılık olarak tanımlayabiliriz. Şimdi gelin, iş dünyasında kadınların önüne çıkan engellerden biraz bahsedelim.

S360’ın yaptığı araştırmaya göre, çalışan kadınların hemen hemen hepsi iş yerlerinde cinsiyetçiliğe maruz kalıyor. Paylaştıkları cevaplara göre kadınlar, toplantılarda ya da diyaloglarda en çok sözlerinin kesilmesinden ve konuyla ilgili birikimlerinin küçümsenmesinden şikayetçiler.

Fiziksel görünüş ya da ses tonu üzerinde yapılan yorumlar kadınların mustarip oldukları bir diğer sorunlardan biri. Kadınlar, yöneticilerinden ‘’daha açık’’ ya da ‘’daha süslü’’ giyinmeleri gerektiği konusunda uyarılar almaktan, dış görünüşlerine bir erkeğe kıyasla daha fazla mesai harcamaya mecbur bırakılmaktan, ses tonu ya da fiziksel tepkilerini değiştirmeye zorlanmaktan sıkılmış durumdalar.

Diğer yanıtlar ise kadın ve erkekler arasındaki gelir eşitsizliklerinde ve kadınların haklarının cinsiyete bağlı nedenlerle kısıtlanması konusunda yoğunlaşıyor. Bu eşitsizlikler, tamamen aynı özelliklere sahip, aynı işi yapan erkeklerin kadınlardan daha çok para kazanıyor olması, eşit ve adil olmayan terfi sistemlerinde ortaya çıkıyor. Kısıtlamalarda ise doğum izni ve evlilik sebebiyle erkeklerin tercih edilmesi, çocuk sahibi erkeklerin iş bulmakta sorun yaşamazken, kadınlara öncelikle çocuk bakma sorumluluğunun yüklenmesi ve buna bağlı olarak iş verilmemesi örnekleri yer alıyor. Yine başka bir araştırmaya göre kadınlar erkeklerin üç katı daha fazla ev mesaisi yapıyorlar.

Günümüz iş dünyasında gelir dengesizlikleri üzerindeki hak arayışları yükselen farkındalıkla birlikte giderek artmakta. Türkiye’de, bir iş için bir erkek 100 dolar kazanırken bir kadın aynı iş için sadece 84 dolar kazanıyor. Maaşlardaki dengesizliğin yanı sıra sistematik bir şekilde ilerleyen cinsiyet merkezli işe almalar, görevlendirmeler ve terfiler, çalışan kadınların problemlerinden sadece birkaçı.

İş yerinde kadınların önüne çıkan bir diğer engel ise kanunlara aykırı olmasına rağmen çoğu iş yerinde emzirme odası ve kreş gibi olanakların bulunmaması. Bu yoksunluklar hem kadının iş yerindeki verimini düşürüyor hem de çoğu zaman kadınları, çalışmayı bırakmaya sürüklüyor.

Bütün bu engellere rağmen işe alınan ve liderliğe yükselen kadınlar, bu sefer de iş arkadaşlarının zorbalığına uğruyor. Akranları olan bir erkeğin liderliği onların liderliğine kıyasla genelllikle çabuk ve daha kolay kabul görüyor. Eşitlikçi karar alma süreçleri feminen liderlik olarak algılanırken, bu özelliğe sahip olmayan kadınlar, erkek akranlarının aksine ‘’zorba’’ ve ‘’aceleci’’ olarak algılanıyor. Kadınların çoğunluğunun başarıları farklı nedenlere(ekip başarısı, şans vb.) bağlanırken, erkeklerin başarıları genellikle kendilerine yükleniyor.

Mansplaining nedir?

En keskin şekilde bir erkeğin bir kadından daha bilgili olduğu ön yargısına dayanan mansplaining, iş dünyasında sıklıkla kadınların karşısına çıkıyor. Bu ön yargıyı, erkeğin, farkına vararak ya da varmadan, karşısındaki kadını küçümsemesi izliyor. Kadının eğitiminin, zekasının veya deneyiminin hiçbir öneminin olmadığı yanılgısıyla ona öğüt vermek, tavsiyelerde bulunmak erkeğin en doğal hakkı olarak görülüyor.

Peki Mansplaining’e uğradığınızı nasıl anlarsınız?

Bir konuşmada mansplaining olduğunu anlamanın en basit yolu, konuşmacının yani mansplaining yapan kişinin özgüvenine odaklanmanız. Bu kişiler, bilgi ve biriklerimleri ne seviyede olursa olsun, kendilerinden oldukça emin gözükürler. Karşılarındakini dinlemez ve sürekli sözlerini keserek yalnızca kendileri konuşmak isterler. Çünkü size ve fikirlerinize saygı duymazlar. Tavırlarında inceden inceye sezdiğiniz bir küçümseme, aşağılama vardır. Mansplaining yapan kişi çoğu zaman sizin eğitim seviyenizle, konu hakkındaki bilgi birikiminizle ilgilenmez. Çünkü kafasında çoktan, sırf kadın olduğunuz için, bir ön yargı vardır. Dolayısıyla bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, siz yardım istemeseniz veya sormasanız da, size öğüt vermeyi kendine hak görür.

Bu durumda ne yapmalısınız?

Bir toplantı veya sunum sırasında sözünüz mansplaining ile kesiliyorsa derhal söz konusu sohbeti bitirin. ‘’Sorularınıza daha sonra cevap vereceğim.’’ ya da ‘’Kendi fikrimi ifade etmeyi bitirdikten sonra sizin fikrinizi duymak isterim.’’ diyerek tartışmayı hemen sonlandırın. Karşınızdaki kişinin sohbette baskınlık kurmasına izin vermeyin. Çekinmeyin çünkü tartışmada ısrar etmesi ona muhtemelen kötü bir izlenim verecek. İş yerinizdeki hemcinslerinizi savunun. Başka bir kadının sözü kesiliyorsa veya kadın ciddiye alınmıyorsa hemen tavır alın. Unutmayın ki kadın dayanışması iş yerinizde hakkınızı savunabilmeniz için çok önemli. Kibar olmaya çalışmayın. Bazen böyle durumlarda hakkınızı açık ve net bir şekilde aramak gerekir. Bu yüzden kendinizi geri plana atmayın ve eğer bir erkek devamlı sözünüzü kesiyorsa onu uyarmak konusunda çekingen davranmayın. Tavrınız net ve son derece ciddi olsun. Mansplaining yapan kişi kafanızı karıştırmak ve sizden onay almak isteyecektir. Kendinizden emin olun ve buna asla izin vermeyin.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2015 yılında yayımladığı Cinsiyet Ayrımı Raporu, aynı işi yapan bir kadın ile bir erkeğin maaşının günümüzden yüz on iki yıl sonra; yani 2133 yılında eşit olabileceğini söylüyor. Bu süreci kısaltmak bizim elimizde. Çalışanlardan yöneticilere kadar herkesin başına bir iş düşüyor. Kadınların iş yerinde daha mutlu olmaları ve kendilerini değerli hissetmelerinin, onların çok daha başarılı ve verimli olmalarını sağlayacağını artık çoğu işveren biliyor. İnsanların farkındalıklarının artmasıyla birlikte şirketler iş dünyasındaki cinsiyet ayrımının önüne geçmek ve kadınlara daha rahat ve huzurlu bir iş hayatı vermek için çalışıyorlar. Başta belirttiğim gibi yol hala uzun olsa da adil bir iş dünyası düşüncesi imkansız değil.

Yukarıda saydığım bütün bu engellere ve çizilen sınırlara rağmen kadın başına, elinin hamuruyla aklımızın almadığı başarılara imza atan kadınlar… iyi ki varsınız.

PAYLAŞ
dilancelik
İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here