Markalar Nasıl Müşteri Kazanır?


Globalleşme …

Günümüzün en popüler konularından biri. Pazarlama, markalar ve stratejileriyle uzaktan yakından alakası olmayan nasıl yani diye soracaklardır. Sinsice demek ne kadar doğru bilinmez ancak 2000li yılların başından beri hayatımıza girmeye başlayan globalleşme 2010 sonrasında tap noktaya ulaşmış vaziyette karşımıza çıkıyor.

Globalleşme birçok yeniliği peşinde sürükledi. Yakın geçmişimize bakacak olursak hangi marka müşterisiyle bu kadar iç içeydi, hangi marka müşteri memnuniyetine bu kadar önem veriyordu?

Pazarlama kavramının içersinde pazarlamanın 5 aşamalık bir gelişim evresi yer almaktadır. Bunlar:

Üretim anlayışı

Ürün anlayışı

Satış anlayışı

(kırılma noktası)

Pazarlama anlayışı

Toplumsal pazarlama anlayışı

Şimdi bu terimleri açıklayarak işe başlayalım. Üretim odaklı olan pazarlama anlayışında ne üretiyorsak onu satmak önemli olandır. Yani firmalar- şirketler ürettiğini satmaya odaklanıyor. Pazarlama derslerinde anlatılan Ford’un T Model aracı tam da bu anlayışın bir örneğidir. Tek renk, tek model üretim ve bu üretilen en iyisidir anlayışından oluşuyor. Ürün odaklı pazarlama anlayışı ise ürünü geliştirmekle devam ederken satış anlayışında önemli olan satmaktan geçiyor. Tabii bu ilerleyişte bir yerden sonra kırılma noktası ortaya çıkıyor. Artan rekabetle birlikte firmaların müşteriyi göz ardı etmesi devamında satışlar ve karlılıkta düşüşleri getirdi. Bu sebeple müşteri istek ve ihtiyaçlarına önem verilmeye başladı. İşte günümüzde toplumsal pazarlama anlayışının yani değer odaklı pazarlamanın en gelişmiş hallerine şahit oluyoruz. Bu alanda en önemli örnekleri ise sosyal medya aracılığıyla anında takip edebiliyoruz.

Şirketler insanların yoğun oldukları alana doğru yoğunlaşmaya başladı. İşlerde eskiden önemi olmayan ve ‘‘ öylesine ‘’ açılan sosyal hesaplar yerini aktif kullanıma bıraktı. Günümüzde sosyal medya hesaplarını aktif olarak kullanmayan bir marka ya da şirket görüyor musunuz?

Göremezsiniz çünkü online kalmazsan offline olursun sözünü hep kullanırım. İşte tam bu söz gibi aktif olmazsan pazardan hızla uzaklaşır ve yok olursun.

Peki, bu sosyal medya hesaplarını ne denli kullanmalıyız? Hata ve sorunlarımız varsa nerede eksiklerimiz var?

Eğer sosyal medya hesaplarınızdan markaları takip ediyorsanız siz de çokça rastlamışsınızdır. Özellikle kozmetik markaları son zamanlarda soysal medyadan sürekli çekilişler düzenliyor. Bunun sebebi gerçekten müşterilerine birer iyilik meleği olarak gözükmek mi peki? Maalesef bu kadar iyilik meleği markalar olduklarını açık yüreklilikle düşünmüyorum. Amaçlarına gelecek olursak her geçen gün bu tarz çekilişler ile takipçi sayısını arttırarak yoluna devam etmek. Çekilişe katılmak için sayfayı takip etme zorunluluğu getiriliyor. Siz bu sayede o markanın birer takipçisi haline geliyorsunuz. Bu sayede ürünleri daha sıklıkla görüyor, indirimleri takip edebiliyorsunuz. Yani markanın tüketicisi değil de müşterisi haline geliyorsunuz. Üzgünüm o kadar masum olmadıklarını söylemiştim.

Tekstil firmaları için durum biraz daha farklı işliyor. Henüz daha büyük handikaplara rastlamadım ancak genel kategoride modayı yakından takip edip, indirim haberleriyle anında karşılaşarak tekstil dünyasının ve özellikle o markanın yakın takipcisi haline geliyorsunuz. Günün uzun saatlerinde elimizden düşmeyen telefon ve sosyal medya hesap kontrolü sayesinde ister istemez bu tür postlara rastlıyorsunuz. Böylece ilginizi çeken ürünlere rastladığınızda satın alma eğiliminde bulunuyorsunuz.

En çok ilgi çekenlerin arasında son dönemlerde gıda sektöründe özellikle rastlıyoruz. Özel günlere ait yapılan paylaşım ve çekilişler ile anında kapınızda bir sepet çikolata ya da dondurma ile karşılaşabilirsiniz. Elbette bunlar günümüzün getirileri ve müşterileri doğrudan ilgilendiriyor.

Bankacılık sektörü de bu trendlerin başka bir türü ile karşımıza çıkıyor. Anlaşılan bir marka ile yapılan alışverişlerde kartı kullanan müşterilere özel indirimler sağlıyor. Bunlar için müşteriler hep takipte kalıyor. Çünkü günümüz tüketici kitlesi hiçbir şeyi kaçırmak istemiyor ve olan bütün fırsatlardan yararlanmak istiyor.

Online kalmaktan bahsetmişken geçen günlerde THY uçağında sefer sırasında bir doğum gerçekleşti. Uçuş esnasında ve inişte hiçbir aksilik yaşanmadı ve bir anne uçuş sırasında çocuğuna kavuştu. Bu haber daha ajanslara ulaşmadan THY kendi hesabından güzel bir içerikle tüm takipçilerine duyurdu. Yani ‘‘değer’’ odaklı çalıştıklarını tüm kitleye duyurmaya çalıştı.

Eskiden tüketiciler müşterilerin yenilikleri merakla ve uzun süre beklerken şimdi anında haberdar olabiliyor. Eskiden tüketiciler markaların ağzından çıkan kelimelere bakarken şimdi markalar kitlenin yorumunu merak ediyor ve buna göre ilerlemeye çalışıyor. Pazar geniş müşteri taleplerine cevap vermezsen arz edilen sen olamazsın. Bu sebepledir ki artık müşteri ya da tüketici için tercih etmek, karar vermek daha zor hale geldi. Hangisi en cazip ise elbette ona doğru yöneliyoruz.

Online müşteriler her zaman bilinçli taraftır.

Şimdi sıra bizde isteklerimizi açıkça markalara iletilebiliriz.

‘’ online’’ yaşamanız dileğiyle 🙂

PAYLAŞ
Selin Pektaş
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi öğrencisi. Pazarlama alanıyla ilgilenen ve bu alanda kariyer odaklı çalışan, yazdığı yazılarla kendisi gibi ilgili insanları bilgilendirmeyi hedefleyen işletmeli adayı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here